Anunnakilerin Dönüşü!

Anunnakilerin Dönüşü!

Anunnakilerin insanların yaratıcıları olduğuna inanılıyor. Bu muazzam Tanrılar çok uzak bir geçmişte dünyamızı terk ettiler ve tekrar dönecekler. Dünyanın dört bir yanındaki antik kültürlere baktığımızda, tuhaf bir şekilde, Tanrılarının çoğu – Yaratıcı Tanrılar – Dünya’yı terk etmişler ve bir gün döneceklerine söz vermişlerdir.

Belirli araştırmacı ve yazarlara göre, Anunnakilerin Dünyaya dönme nedenleri ise; ruhsal bir uyanışı ve insan bilincinin evrimini hızlandırmak için “geçmişte yanlış yaptıkları şeyleri düzeltmektir”.

NASA ve Pentagon‘un Anunnakilerin Nibiru gezegeni ile birlikte döneceğine inandığını söyleyen Stan Deyo ile son yapılan bir röportaja göre; Anunnakiler Dünya’ya dönüyor olabilir!

Ama durun bir dakika, Nibiru, Anunnakiler ve bunların hepsi olmayan ırklar değil miydi?

Sümer mitolojisinde Anunnakiler, Dünyaya gelmiş ve sonuç olarak insan ırkını yaratmış olan, bir grup iyi ve kötü tanrılar ve tanrıçalardır.

Çok uzun bir geçmişte dünyamıza gelmiş olan Dünya Dışı Uygarlık olan Antik Anunnakilerin varlığı araştırmacılar tarafından uzun süredir tartışılıyor. Ancak ırklar ve Dünya gezegenine gelişleri birçok antik metinde belgelenmiş olmasına rağmen, bu ana akım tarih Dünya çapında birçok yazar tarafından tamamen görmezden gelindi.

İlginçtir ki, altın ve diğer doğal kaynakları kazıp çıkartmak için “yıldızlardan gelen ziyaretçilerden” bahseden Zulu efsanelerinde de anlatıldığı gibi, bazı Afrika kültürleriDünya Dışı Irkların on binlerce yıl boyunca Dünya’yı ziyaret ettiğine inanıyorlar ve bu ırkların Dünyaya geldiği zamandan bahsediyorlar. Bu madenler, “İlk İnsanlar” tarafından yaratılmış köleler tarafından çalıştırılıyordu.

Bazı kaynak ve çevirilere göre bu tanrılar, Asurluların ve Babillerin “Marduk” olarak adlandırdıkları gezegen, Nibiru’dan geldi! Sümerliler Nibiru Gezegenindeki bir yılın (bir SAR) Dünyamızda 3600 yıla eşit olduğunu söylüyorlar.

Nibiru’nun Var Olmadığını mı Söylüyordunuz?

Güneş sistemimizin en dış kenarlarında muazzam bir gezegen olduğunu gösteren çok sayıda gösterge var.

  • Washington Post‘a göre: “Orion Takımyıldızı yönünde ilerleyen, muhtemelen dev gezegen Jüpiter kadar büyük ve muhtemelen bu Güneş Sisteminin bir parçası olacak kadar Dünya’ya yakın olan bir gökcismi ABD’nin yörüngedeki Kızılötesi Astronomik Uydu Teleskopuyla (IRAS) bulunmuştur. En yetkili IRAS bilim adamlarından Gerry Neugebauer; “Sana söyleyebileceğim, bunun ne olduğunu bilmediğimiz” diyor,
  • Harrington, 1988’de “Astronomical Journal‘da” çok ilginç bir makale yazdı. Harrington, Dünya’dan üç ya da dört kat daha büyük bir gezegenin var olduğunu ve Plüton’a göre güneşten üç ya da dört kat daha uzakta bir mesafede olduğunu ileri sürdü. Sunulan matematiksel modellere göre, Planet X ya da Nibiru‘nun 30 derecelik son derece eliptik bir yörüngeye sahip olduğuna inanılıyor.
  • 2008 yılında Japon araştırmacıların hesaplamalarına göre, Dünya gezegeninin üçte ikisi kadar büyüklükte, yaklaşık 100 AU (Astronomik Birim) uzaklıkta, “keşfedilmemiş” bir gezegen bulunması gerektiğini açıkladılar.

Birçoğu Yukarıda da Belirttiğimiz Gibi, Nibiru Gibi Bir Gezegenin Var Olabileceğini İddia Ediyor.

Anunnaki ortalama ömrünün 120 SAR olduğunu ve bunun da 120X3600=432.000 yıla denk geldiğine inanılıyor.

Sümer Krallar Listesi, belki de kelimenin tam anlamıyla “Tanrıların” binlerce yıldır hüküm sürdüğü bir zamanı, mükemmel bir şekilde tanımlayan en önemli antik metinlerden biridir.

“Krallığın cennetten inmesinden sonra krallık Eridu’da idi. Eridu’da Alulim (Adapa-Âdem-Adamu) kral oldu ve 28.800 yıl hüküm sürdü. Alaljar 36.000 yıl hüküm sürdü. İki kral toplamda 68.400 yıl hüküm sürdüler.”

Sümer Tanrıları
Sümer Tanrıları

Sümer Krallar Listesi hakkındaki en ilginç detaylardan biri, erken dönem krallar listesinde, toplamda, 241.200 yıl Dünya’ya hükmeden sekiz kralla ilgili olarak açıklanan gerçektir. Orijinal krallık, göklerden aşağıya indikten sonra, “Büyük Tufan” zamanı geldi ve tüm kara paçalarının üzerine çöktü ve Tufan sonrasında krallık bir kez daha göklerden indirildi.

DNA: Tanrıların Kanıtı mı?

Kazakistanlı araştırmacılara göre, “Hipotezimiz, daha gelişmiş bir Dünya Dışı Medeniyetin yeni bir hayat yaratmak ve onu çeşitli gezegenlere yaymak için uğraştıkları yönündedir. Dünyamız da bu gezegenlerden biridir.”

Araştırmacılar: “DNA’mızda gördüğümüz şeyin, iki modelden oluşan dev bir yapılandırılmış kod ve basit veya temel bir koddan oluşan bir program” olduğunu belirttiler.

Anunnakilerin Dönüşü - DNAlarımızla mı oynadılar?
Anunnakilerin Dönüşü – DNAlarımızla mı oynadılar?

Araştırmacılar, DNA kodumuzun ilk bölümünün Dünya üzerinde yazılmadığına ve onlara göre bunun kanıtlanabilir olduğuna inanmaktadır.

İkincisi ve en önemlisi, genler tek başına evrim/ani evrim sürecini açıklamak için yeterli değildir ve ‘oyunda’ bir şey daha olmalı.

Makukov’a göre, “eninde sonunda”, “dünyadaki yaşamların Dünya Dışı Kuzenlerimizin genetik kodunu taşıdığını ve evrimin hiç de bizim düşündüğüm şekilde olmadığını kabullenmeliyiz.”

Bu bilimsel bulguların sonuçları, insanlara benzeyen yabancılarla temas kurduğunu iddia eden diğer kişilerin ve gözlemcilerin iddialarını güçlendirir. İnsan benzeri uzaylılar, insan evrimi için gerekli bazı genetik materyalleri sağlamışlardır.

News.Discovery’den alıntı: Bu yorum onları çok kapsamlı bir sonuca götürür: Genetik kodun “birkaç milyar yıl önce, güneş sisteminin dışında icat edildiği anlaşılıyor”. Bu beyan, panspermi fikrini, Dünya’nın yıldızlararası yaşamla tohumlandığı hipotezini destekliyor. (Panspermi: Bu teoriye göre; yeryüzündeki yaşamı dış uzayda bulunan ve uygun bir ortama ulaştıklarında yaşamı başlatabilen mikroorganizmalar veya yaşamın kimyasal öncüllerinden kaynaklanmıştır.). Kesinlikle, eğer bunun süper ırklarla planlanmış bir Johnny Appleseed çalışması olduğunu düşünürsek, galaksinin fethi için yeni ve cesur bir yaklaşım var…

Alternatif Teoriler

2012 fenomeni hakkında yazmış olan ve yeryüzünün manyetik kutuplarının tersine döneceği iddiasıyla ortaya çıkan Yeni Çağ (New Age) edebiyatının Amerikalı yazarı Gregg Braden‘e göre; DNA‘mızdaki 64 kodonun sadece 20’sine sahibiz. (Kodon: Bir DNA veya RNA molekülünde birlikte bir genetik kod birimi oluşturan üç nükleotid dizisi.) Biri, “Neden yaratılışın kaynağı, DNA‘nın birçok özelliğini kapatarak genetik yeteneklerimizi sınırladı?” diye sormalı.

Bir başka teori ise; DNA‘mızın Anunnaki tarafından sınırlandırıldığını ve Anunnaki efendilerimizle birlikte; teslimiyet, kontrol ve uyum içinde olmamız gerektiğini söylüyor.

Birçoğu Anunnakinin milyonlarca yıldır ‘bizi kontrol eden‘ tanrılar olduğunu ve insanoğlunun gerçek genetiğini bildiklerini düşünüyorlar. Birçok yazar, sayısız kültürde Tanrılar olarak bahsedilen ve bir gün döneceklerini vaat eden Anunnakilerin, insanın yaratıcıları oldukları için, üzerimizde kesin bir kontrolleri olduğunu iddia ediyor.

Bir UFO araştırmacısı olan Simon Parkes, 12 DNA dizisine sahip olduğumuzu ve her bir dizinin belirli bir Galaktik Irkla ilgili olduğunu söylüyor. Varsayımsal olarak, eğer DNA‘daki gizli kodonları tutuşturmanın bir yolunu bulabilirsek, pratik olarak baktığımızda, hemen hemen gezegendeki her insanı iyileştirmek gibi şeyleri yapabileceğimiz gibi, gezegenimizi de iyileştiririz.

Bu konuyla alakalı olarak aşağıdaki yazılarımızı da okumanızı öneririm:

  1. Sümerler’in 12. gezegeni Nibiru
  2. Planet X (Nibiru)
  3. İnsan Nereden Geldi? Dini Öğretilerdeki Gibi mi Yaratıldık, Yoksa Üretildik mi?
  4. Sümer Tanrıları ve Yaratılış Mitleri – 1
  5. Zecharia Sitchin Kronolojisi

Kaynak: Ancient Code

Çeviri ve Ekleyen: UFO Dünyası – Şeref Kaplan

Bu Yazıya Yorum Yapmak İster misiniz?

Bu site istenmeyen postaları azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenmek için lütfen TIKLAYIN.