Reptilyanlar ve Antik Tarihteki Yerleri – 1

Reptilyanlar ve Antik Tarihteki Yerleri – 1

İnsan DNA sarmalı ve bilinç yaratılmasına atıfta bulunan, Reptilyan – yılan ikonografileri, tüm gezegen boyunca sanat eserleri ve petrogliflerde (PetroglifTaş üzerine yazılan yazı veya çizilen ya da oyulan resimdir.) bulunmuştur. Bu ise insanın kökeni ve geleceği ile ilişkilendirilmiştir. Ouroboros’lardan antik mitlere, yılan figürü bizim tarihteki yolculuğumuzu tanımlıyor.

Tanımlama: Reptilyanlar, 180 cm ile 240 cm arasında boya, pullu yeşil deriye ve kötü bir kokuya sahiptirler. Geniş olan gözleri genellikle sarı ya da altın sarısıdır ve göz bebekleri dikeydir. Bazen, bir zamanlar Dünya’mıza gelip hayatın tohumlarını eken ve tekrar geri döneceklerine inanılan antik astronotlarla ilişkilendirilirler.

Sümer Tanrıları

Reptilyan insansılar mitolojidepopüler kurgularda ve bazı bilimsel teorilerde ve Yeni Çağ komplo teorisyenlerince kaleme alınmış yazılarda da sıkça bahsedilen; oldukça zekidoğaüstü ya da çok gelişmiş sürüngen görünümlü insanımsılardır.

Bazı Komplo Teorilerinde ki en çok dikkat çekenler Riley MartinJohn RhodesDavid Icke ve bilim kurgu, sıklıkla görülürler. Reptilyan ve Humanoid (insansı) kelimelerinden türetilmiş olan Reptoid ismi bu efsanevi varlıkları tanımlamak için kullanılan en popüler isimdir. Bazı yazarlar ise Dinosauroid (Dinozoroid), Lizardfolk (Kertenkele Toplumu) ya da Lizardmen (Kertenkele Adamlar) isimleri kullanmıştır. Bu varlıkları tanımlamak için kullanılan birkaç isim ise Draconians (Drakon [Ejderha] Irkı), Saurian (Kertenkele Irkı) ve Sauroidsdir (Farklı bir Kertenkele Irkı). Genellikle yeşil ya da Altın Sarısı renklerle tanımlanırlar.

Reptilyan İnsansılara Mitolojik Referanslar

Dünyadaki değişik antik toplumlar Reptilyan varlıkları tanımlarken bazıları da Reptilyan insanımsıları tanımlıyor. Birçok mitolojide Reptilyan varlıkların hikâyeleri çok sıradandır ve her zaman olmasa da sık sık insan ırkına düşmanca tavırları vardır. Aynı zamanda, insan medeniyetlerinin yıkılmasından önce, insan ırkını aydınlatmayı amaçladıklarını anlatan mitler de vardır.

Bazı insanlar Reptilyan İnsansı gözlemlerine ya da onlarla temas kurulduğu ile ilgili iddialara şüpheyle yaklaşmaktalar. Bu şüphelerinin nedeni ise; memelilerin Dünyayı yöneten sürüngenlerin avı durumundayken, Reptilyan ırkının milyonlarca yıl önce gelişmiş olan içgüdüsel genetik hafızadan kaynaklanan mitolojik üstünlüğünden kaynaklanıyor olabileceği düşüncesidir. Sürüngen rüyaları sıklıkla “antik dürtüler” ya da “içgüdüsel tepkiler” olarak sembolize edilir.

Amerika Kıtası

Toltek Maya tanrısı Gucumatz insanlığı aydınlatan “yılan bilgeliği” olarak tanımlanmıştır. Aztek dilindeki karşılığı ise Quetzalcoatldır. Yukatan’da ise Kukulkan olmuştur bu tanrı.

Hopiler ise yeraltında yaşayan ve Sheti ya da “Yılan-Kardeşler” olarak adlandırılan bir sürüngen ırktan bahsederler. Cherokee (Çerokiler) ve diğer Amerikan Yerli toplulukları da sürüngen bir ırktan bahsediyorlar. Kolombiya’da bulunan Kolomb Öncesi mitolojide bulunan Bachue (ezelden beri var olan kadın) büyük bir yılana dönüşür. Bazen de “Göksel Yılan” (Serpiente Celestial) olarak adlandırılır.

Avrupa

Titanlar ve Gigantesler
Titanlar ve Gigantesler

Titanlar ve Gigantesler (Devler) bazen bacakları yerine kanatları olan insanımsı varlıklar olarak resmedilmişlerdir. Bergama Tapınağındaki bir fresk buna bir örnektir. O fresklerin bazılarında, devler savaşı (Gigantomachytanrılar ve devler arasındaki mücadele) resmedilirken, bacakların yerinde yılanların bulunduğu bir dev olan Klyteios da resmediliyor.

Boreas (Romalılarda Aquilon) ise soğuk kuzey rüzgârlarının Grek tanrısıdır ve bacakları yerine kanatları olan Pausanias olarak tanımlanıyor.

Avrupa ejderhası ise, değişik arkeolojik eserlerde belirtilen antik tasvirlere kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. Edebiyattaki ilk ejderha örnekleri Argonotların Yolculuğu (Golden Fleece in the Voyage of the Argonauts) sırasında Altın Postu koruyan ejderha hikâyesidir (bu konuda linkte güzel bir açıklama var). Orta Çağlarda, görünen o ki, ejderha masalları daha yaygın hale gelmiştir! Avrupa’daki ejderha, bir kural olarak, insansı bir yapıda tasvir edilmemiştir ve açıkça bir insansı olarak tarif edilmedikçe de bir Reptilyan insansı örneği olarak nitelenemez.

Hindistan

Hint yazıtlarında ve efsanelerinde Nagalar, yer altında yaşayan ve yeryüzündeki insanlarla etkiletişime geçen Reptilyan varlıklardır. Bazılarının insana dönüştüğü iddia edilmiştir. Bazı uyarlamalarda daha önce Hint Okyanusunda bulunan ve batan bir kıtada yaşadıkları söylenen varlıklardır. Hint metinleri Sarpa isimli bir Reptilyan ırkından da bahseder. Hintli Syrictae’ler, yılan burun deliklerine benzer burnu ve çarpık sürüngen bacakları olan bir kabiledir.

Doğu Asya

ÇinceKorece ve Japonca konuşulan kültürlerin tarihleri boyunca anlatılan, hem fiziksel hem de fiziksel olmayan şekilde tasarlanmış olan ama nadiren insansı yapıda tasvir edilen L-ng (Korece YongJaponca Ryu) veya ejderhalar da mevcuttur. Japonların kültüründe Kappa’nın hikâyeleri vardır ve sürüngenimsi olmayan insan formundadır.

ÇinKore ve JaponlardaEjderha kral ve halkının aynı zamanda ejderhaların soyundan gelen bir insan ırkının yaşadığı sualtı krallığından bahseder. Bu soy sık sık Asya İmparatorluğu olarak anılır ve daha çok günümüzdeki şekil değiştiren Reptilyanların (shape-shift) özelliğine benzeyen, insandan ejderha formuna şekil değiştirebilme yeteneğine sahip olduklarına inanılır. Ancak, doğu geleneklerinde ejderhalar kötücül olmaktan daha çok iyi bir karaktere sahiptirler.

Orta Doğu

Orta Doğu’da Reptilyan varlıklar değişik Cinlerden ejderhalara kadar değişik formlarda tasvir edilmişler ve yılan-insanlar antik tarihlerden beri konuşulmaya devam etmiştir. Yaşar’ın Kitabı olarak da bilinen (The Book of Jasher) ve kayıp kitaplardan birisi olarak kabul edilen, apokrif (doğruluğu şüpheli) kitaplardan birinde bir sürüngen ırkı tanımlanmıştır.

Yaratılış Kitabı’nda (Eski Ahit), Tanrı İyi ve Kötüyü Bilme Ağacının Meyvesini yemesi için Havva’yı ayartan yılanı cezalandırır.

Bunun üzerine RAB Tanrı yılana, “Bu yaptığından ötürü Bütün evcil ve yabanıl hayvanların En lanetlisi sen olacaksın” dedi, “Karnının üzerinde sürünecek, Yaşamın boyunca toprak yiyeceksin. (Yaratılış 3:14)

Geleneksel olarak baktığımızda, bu sürüngenin (yılan ya da Reptile) önceden bacakları olduğu ima ediliyor. Bu nedenle, tıpkı Hieronymus Bosch’un Son Kıyamet eserindeki tasvirde detaylı bir şekilde gösterdiği gibi, Batı sanatında sık sık yılan kuyruklu ve kertenkele ayaklarına benzer ayakları olan bir insansı (çoğunlukla kadın) şeklinde tasvir edilmiştir.

Orta Çağ’dan günümüz Modern Çağına kadar, Kötü Olan (Şeytan) genellikle, tıpkı ibliste olduğu gibi, sürüngen özellikleri olan insan olarak resmedildi. Ama Yeni Ahit’in (İncilVahiy bölümü (12:9) Yaratılış’ın yılanının, Şeytanının (ejderha, kötülük, iblis, antik yılan vs.) kendisi olarak tanımlayarak farklı bir bakış açısı sağlar. Cennet Bahçesindeki (Garden of Eden) yılan, İblis’in ta kendisiydi. Doğaüstü güzel bir varlık (sembolik olarak ‘yılan’ ya da kendisini tanımladığı şekliyle ejderha/yılan görünümlü). Bu nedenle “yerde sürünmesi” ve “toprak yemesi“ onun ebedi yenilgisini ve aşağılanmasını sembolize eder.

Afrika

Bazı şamanlar geniş ezoterik bilgilere dayanan ve Dünya’yı yönettikleri söylenen Chitauri isimli bir Reptilyan ırktan söz ederler. Aynı zamanda kendilerini yaratan bu Reptilyan ırkın kendilerini Altın Madenlerinde çalıştırmak için yarattıklarını da söylüyorlar. Ayrıca, Antik Mısır tanrısı Sobek timsah kafalı bir insan olarak resmedilmiştir.

Modern Açıklamalar

Modern zamanlarda da Reptilyan İnsansılarla yakın temasa geçtiğini söyleyenler de vardır. Bu olayların çoğunda bir UFO bu temasın bir parçası konumundadır. Dünya Dışı Varlık kaçırılmaları bazen Reptilyan Varlıklara ilişkilendirilir.

Bilimsel Teoriler

1982’de yayınlanan bir düşünce deneyinde, Ottowa Ulusal Müzesinde omurgalı fosilleri koleksiyon yöneticisi paleontolojist Dale RusselChicxulub meteoru 65 milyon yıl önce dinozorları yok etmeseydi, o dönemdeki iki ayaklı yok ediciler olan Therepodlar ve Troodonlar insan vücuduna benzer bir şekilde evrim geçirerek, zeki varlıklara dönüşebilirlerdi diyor. Troodontidler belli oranda otları ve nesneleri kavrayıp tutabilecek yarı-manipülatif parmaklara, görme derinliğinin iyi algılanmasını sağlayan ve görüş alanları örtüşen bir binoküler görüşe sahipti.

Troodontid ailesindeki ki Russel bunları Dinozoroidler olarak adlandırıyor, birçok dinozorda olduğu gibi geniş gözler ve bir tanesi bir parça zıt konumda olan her elde üçer parmak olan varlıklardır.

History Channel‘daki Ancient Aliens serisini (İngilizce) izlemek için tıklayınız!

Bu konu ile ilgili olarak ikinci yazımızı da okumanızı öneririm.

Çeviren: Şeref Kaplan – UFO Dünyası

Bu Yazıya Yorum Yapmak İster misiniz?

Bu site istenmeyen postaları azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenmek için lütfen TIKLAYIN.