Antik Mısır Uygarlığı

Antik Mısır Uygarlığı

Genel bakış

  • Nehrin yıllık taşkını ürün yetiştirmek için uygun, zengin bir toprak yarattığından dolayı, Mısır medeniyeti Nil Nehri’nin çevresinde oluşmuştur.
  • Mısırlılar, hiyeroglif olarak bilinen yazı sistemini kullanarak yazılı kayıtlar tuttu. Bazı yazılar bir taş ya da kil üzerinde, bazıları da kamış liflerinden yapılan kağıt benzeri bir ürün olan papirüslerde tutuluyordu. Papirüsler oldukça hassastır ancak Mısır’ın sıcak ve kurak ikliminden dolayı bazı papirüsler günümüze ulaşmıştır.
  • Mısır’ın siyasi hakimiyeti için devamlı verilen uğraşlar, bölgenin tarım üretimi ve karmaşık toplumsal örgütlenmesinden doğan ekonomik kaynaklar bakımından ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
  • Mısır firavunları, kutsal krallık kavramını kullandı ve güçlerini göstermek ve sürdürmek için anıtsal mimari geliştirdi.
  • Antik Mısırlılar, Nil Nehri boyunca Kızıldeniz’de ve Yakın Doğu’da geniş alana yayılmış ticaret ağları kurdu.
Antik Mısır, Akdeniz ve Kızıldeniz haritası. Topraklar bej rengiyle, yaşamaya elverişli Nil Nehri ve kuzeyde Akdeniz’e açılan delta yeşille gösterilmiştir. Aşağı Mısır bu haritada kuzey kısımda, Yukarı Mısır ise güneyde yer almaktadır.
Yeşil alanlarda Mısır’daki yerleşim yerleri gösterilmiştir. Nil Deltası, Yukarı ve Aşağı Mısır, Sina Yarımadası ve Kuş- Nubia’yı görebilirsiniz. Görüntünün alındığı kaynak: Wikimedia Commons.
Erken Mısır Dönemi
Mısır tarihi genellikle üç “krallık” dönemine ayrılarak incelenir: Eski, Orta ve Yeni. Bunlar da kendi içinde daha ara dönemlere ayrılır. Buradaki “ara”dan kasıt, Mısır’ın birleşmiş ve tek elden yönetilmediği, dolayısıyla güçlü krallıkların “arasında” olduğu dönemlerdir. Eski Krallık döneminden öncesinde bile Mısır medeniyetinin temelleri, Nil civarında yaşayan halkın yaptığı yerleşik tarım ve bunun ön ayak olduğu kentleşme ve tarımdan bağımsız ekonomik faaliyetlerle binlerce yıldır atılmıştı.
Mısır’da insan türünün kanıtları, on binlerce yıl öncesine dayanır. Ancak, bölgede geniş çaplı yerleşimlerin başlaması, MÖ 6000 yılını bulmuştur. Bu dönemde, Sahra Çölü genişlemiştir. Bazı bilim insanları, bu genişlemenin Dünya’nın eğikliğinde hafif bir değişimden kaynaklandığını söylemektedir. Bazı bilim insanları ise yağış biçimindeki değişimi incelemiştir, ancak bunun kesin sonuçları belli değildir. Sahra Çölü’ndeki genişlemenin insan medeniyeti için en önemli sonucu, insanları güvenilir su kaynakları için Nil Nehri’ne doğru itmesidir.
Nehrin denize akarken yayıldığı delta bölgesi dışında, Nil Vadisi’ndeki en fazla yerleşim nehrin birkaç kilometre ötesine kadar uzanıyordu; yukarıdaki haritaya bakınız. Nil Nehri yılda bir kez taşardı; bu o kadar düzenliydi ki antik Mısırlılar buna dayanarak üç sezon oluşturmuştu: Su baskını ya da taşma, Büyüme ve Hasat.
Yıllık taşkın, her yıl yeni bir verimli toprak katmanı oluşturduğundan dolayı tarım için hayati önem taşıyordu. Nil’in taşmadığı yıllar, toprağın verimliliği büyük ölçüde tükenirdi ve gıda kıtlığı ihtimali oldukça artardı. Gıda stoğunun siyasi etkileri de vardı ve kuraklık dönemleri muhtemelen, Eski ve Orta Krallık dönemlerinin sonunda Mısır’daki siyasi birliğin azalmasına sebep oldu.
Kesin tarihleri ve olayları bilmesek de, bu dönemi araştıran çoğu bilim insanı, MÖ 3100 yılları civarında Narmer ya da Menes adındaki bir liderin (bunların aynı kişi olduğuna dair kesin kayıtlar yok), Yukarı ve Aşağı Mısır’ın hakimiyetini kazandığında Mısır’ı siyasi olarak birleştirdiğini söylüyor.
Şaşırtıcı bir şekilde, bu bölgenin haritasına bakıldığında, Aşağı Mısır’ın kuzeydeki delta bölgesi; Yukarı Mısır’ın da deltanın aşağısında kalan ülkenin güney kısmı olduğu görülür. Nehirlerin yokuş aşağı yönde aktığını, bu nedenle de nehrin denize doğru olan sonunda daha alçak olduğunu ve kaynağına yakınken daha yüksek olduğunu aklınızda tutmanız, nehirlerle ilgili tarih metinlerini okurken faydalı olacaktır!
Siyasi birleşmeden sonra, kutsal krallık, yani siyasi liderin gücünü Tanrı veya Tanrılardan aldığı, ya da bizzat Tanrı’nın vücut bulmuş hâli olduğu fikri Mısır’a yerleşti. Örneğin, birleşme hakkındaki mitolojide Narmer, hükmettiği Aşağı Mısır’ın bir Tanrısı olan Horus olarak gösterilir. Yukarı Mısır Tanrılarından biri olan Set’i fethetmiştir. Gerçek siyasi olayların bu mitolojikleştirilmiş hâli, kralın hakimiyetini meşrulaştırmıştır.
Ses ve anlamları ifade etmek için kullanılan bir yazı türü olan hiyeroglifler, muhtemelen bu dönemde kullanılmaya başlandı. Mısır devletinin gücü ve etkisi arttıkça, geniş ölçekli projeler için kaynakları daha iyi kullanmaya başladı. Ayrıca gittikçe büyüyen bir devlette düzeni ve yönetimi sağlamak için daha iyi kayıt tutma yöntemleri gerekiyordu. Orta Krallık döneminde, Mısırlılar edebiyat yazmaya da başladı. Hiyeroglif yazımı, 1800’lerin başlarında çevrildiğinde antik Mısır’ı araştıran tarihçiler için de önemli bir araç hâline geldi.
MÖ 13. yüzyıl Yeni Krallık hiyerogliflerinden bir örnek. Beyaz arka plan üzerine dört satır olarak renklendirilmiş kuş, göz, yengeç, çömlek tasvirleri.
MÖ 13. yüzyıldan kalan bir Yeni Krallık hiyeroglifi. Görüntünün alındığı kaynak: British Museum
Krallar güçlendikçe, büyük projeler yapmak için işgücünü ve kaynakları daha iyi düzenlemeye başladılar. Ayrıca, daha fazla insan daha fazla gıda tedariği demekti. Setler ve kanallar inşa etme gibi tarım üretimini arttırmayı amaçlayan projeler daha önemli hâle geldi. Sulama uygulamalarına, çamur kanallarının (yıllık taşkını çiftlik alanına yönlendiren ve yaşam alanlarından uzak tutan sıkıştırılmış toprak duvarlar) inşa edilmesi ve ekinler büyürken suyu tarlalara yönlendirmek için kanal kurulması örnek verilebilir.
Zengin ve güçlü olan seçkinler, piramitlerin öncülü olan büyük mezarlar inşa etmeye başladı. Bu mezarlar, Mısır toplumunda seçkinler ve sıradan insanlar arasındaki artan bölünmeyi temsil ediyordu. Yalnızca zengin ve önemli kişiler böyle özenli bir şekilde defnedilmeyi maddi olarak karşılayabilir ve hak edebilirdi.
Mısırlı seçkinlerin mezarının tipik sembolü mastaba. Sivri yerine düz bir tepesinin olması ve yere daha yakın olması haricinde mastabalar piramide benzer.
Mısırlı seçkinlerin mezarının tipik sembolü mastaba. Mastabalar piramitlerin öncülleriydi. Görüntünün alındığı kaynak: British Museum.
Mısır Eski Krallık Dönemi: MÖ 2686-2181
Eski Krallık döneminde, Mısır çoğunlukla tek bir devlet olarak birleşmişti; karmaşıklaştı ve başarıları arttı, askeri olarak genişledi. Eski Krallık hükümdarları ilk piramitleri inşa etti. Bu piramitler, kendilerini inşa ettiren krallar için hem mezar hem de anıttı. Keops Piramidi ve Giza’daki Sfenks gibi anıtsal mimari yapılar ve farklı Tanrılar için tapınaklar inşa etmek için, büyük kaynaklar sunabilen merkezi bir hükümet gerekiyordu.
Giza'daki Büyük Sfenks (insan başlı ve aslan vücutlu mitolojik yaratık) ve Kefren Piramidi. Fotoğraftaki turistler bu yapılarla karşılaştırıldığında nokta kadar kalıyorlar.
Giza’daki Büyük Sfenks (insan başlı ve aslan vücutlu mitolojik yaratık) ve Kefren Piramidi. Fotoğraftaki turistler bu yapılarla karşılaştırıldığında nokta kadar kalıyorlar.
Giza’daki Büyük Sfenks ve Kefren Piramidi. Fotoğraftaki insanlar binanın büyüklüğü hakkında ipucu veriyor! Alındığı kaynak: Boundless, “The Old Kingdom”, Boundless World History I: Ancient Civilizations-Enlightenment Boundless, 19 Nov. 2016.
Giza'daki Büyük Sfenks ve Kefren Piramidi. Fotoğraftaki insanlar binanın büyüklüğü hakkında ipucu veriyor!
Giza’daki Büyük Sfenks ve Kefren Piramidi. Fotoğraftaki insanlar binanın büyüklüğü hakkında ipucu veriyor!
Piramitleri köleler değil, tarımın ölü sezonu sırasında piramitlerde çalışan köylüler inşa etti. Bu köylüler; taşçılar, matematikçiler ve rahipler gibi uzmanlarla çalışıyordu. Vergi olarak, her hanenin bu projeler için bir işçi sağlaması gerekiyordu; ancak zenginler bunun yerine bedelini ödeyebilirdi. Bu durum, hem devletin insanları zorla işgücüne katmaktaki gücünü, hem de para ödeyerek işgücü sağlamaktan kaçabilen seçkinlerin faydalandığı avantajları gösteriyor.
Ayrıca Mısırlılar, birbirine halatlarla bağlanmış ve bağlantı yerleri kamışlarla yalıtılmış tahta kalaslarla inşa edilen gemiler yapmaya başladı. Bu gemilerle, özellikle de inşaat projelerinde önemli olan abanoz, tütsü, altın, bakır ve Lübnan sediri gibi ürünlerin denizcilik rotalarında ticareti yapılıyordu.
Mürettebatıyla bir Mısır gemisi resmi.
Mürettebatıyla bir Mısır gemisi resmi.
Mısırlı gemi, yaklaşık MÖ 1420. Tipik ticaret yolculuklarında bu tür gemiler kullanılırdı. Alındığı kaynak: Boundless, “Ancient Egyptian Trade,” Boundless World History I: Ancient Civilizations-Enlightenment Boundless, 19 Nov. 2016
Orta Krallık: MÖ 2000-1700
Orta Krallık döneminde krallar gücü bölgesel yönetimlerden alınca, Mısır tekrar birleşti. Orta Krallık döneminden sonra Mısırlı krallar genellikle eğitimli düzenli ordular bulundurdu. Mısır devletinin düzenli bir askeri kuvvet oluşturup sürdürebilmesi ve surlar inşa edebilmesi, önemli kaynakların kontrolünü tekrar kazandığını göstermiştir.
Siyasi parçalanma sonucunda İkinci Ara Dönem başladı. Yazı sayesinde daha fazla olayın kaydı tutulabiliyor olsa da, çoğu olayın kaydı hâlâ tutulmuyordu ve birçok kayıt da kaybolmuş veya yok edilmişti. Bu nedenle, İkinci Ara Dönem için kesin bir tarih belirlenemiyor.
MÖ 1650 yılları civarında, Mısır’daki siyasi iktidarsızlıktan istifade ederek Hiksoslar ortaya çıktı. Hiksoslar Sami halkındandı, yani Orta Doğu kökenli bir dili konuşuyorlardı. Bu, Mısır yerlisi olmadıklarını gösteriyordu. Hiksoslar, kendi siyasi hükümdarlarıyla birlikte; bronz işleme ve çömlekçilik teknikleri, yeni hayvan türleri ve yeni ekinler, at ve at arabası, bileşik yay, savaş baltaları ve savaş için sur teknikleri gibi birçok kültürel ve teknolojik yenilikler de getirdi.
Yeni Krallık: MÖ 1550-1077
MÖ 1500 yılları civarında, Hiksoslar’ın Mısır’dan çıkarılması ve merkezi siyasi hakimiyetin yeniden kurulmasıyla Mısır tarihinin Yeni Krallık dönemi başladı. Bu dönem, Mısır’ın en zengin ve en güçlü dönemiydi.
Ayrıca, bu dönemde Mısır’ın en ünlü kadın hükümdarı Hatşepsut, Mısır’ın zenginleşmesini sağlayan ticaret ağları kurdu ve yüzlerce inşaat projesi, heykeller ve Dayr el-Bahari’de etkileyici bir morg tapınağı yaptırdı. Ayrıca, Hiksoslar döneminde ihmal edilmiş ya da zarar görmüş tapınakların onarılmasını emretti.
Büyük bir kaya oluşumunun temelindeki Hatşepsut Tapınağı.
Büyük bir kaya oluşumunun temelindeki Hatşepsut Tapınağı.
Büyük bir kaya oluşumunun temelindeki Hatşepsut Tapınağı. Tapınak üç katlıdır, merkezinde geniş bir rampa bulunur ve dikdörtgen biçimindedir. Heykeller en üst katta, kaya oluşumuna denk gelecek şekilde arkaya konmuştur. Sütunların önüne büstler yerleştirilmiştir. Tüm sütunlar ve koridorlar uzun ve dikdörtgendir.
Aslında kralın sarayı anlamına gelen firavun kelimesi, bu dönemde kral anlamında kullanılmaya başlandı ve bu, kutsal krallık düşüncesini daha da vurguladı. Dini olarak firavunlar diğer Tanrıları da tanısa da, kendilerini Amon-Ra’yla ilişkilendirdi.
MÖ 1300’lerin ortalarında, bir firavun yalnızca Aton’a tapmayı seçerek ve hatta ismini bu Tanrının onuruna Akhenaton olarak değiştirerek bu geleneği bozmaya çalıştı. Bazı araştırmacılar, bunu tek Tanrıcılığın, yani tek bir Tanrının varlığına inanmanın ilk örneği olarak görmektedir. Ancak, bu değişiklik Akhenaton’dan sonra devam etmedi.
Mısır, Yeni Krallık döneminde, Mısır’ın gücünü batıda Libyalılara ve kuzeyde Hititlere karşı arttırmaya çalışan firavunlar I. Seti ve II. Ramses dönemlerinde gücünün zirvesine ulaştı. İki imparatorluk arasındaki duvarın yer aldığı Kadeş şehri, Mısırlılar ve Hititliler arasındaki çatışmanın kaynağıydı ve bunun için birkaç kere savaşıp, sonrasında dünyanın bilinen ilk barış anlaşmasını yaptılar.
MÖ 1274 civarında Hitit (günümüzde Türkiye) ve Mısır İmparatorlukları haritaları. Hitit İmparatorluğu kırmızı, Mısır İmparatorluğu yeşille gösterimiştir.
MÖ 1274 civarında Hitit (günümüzde Türkiye) ve Mısır İmparatorlukları haritaları. Hitit İmparatorluğu kırmızı, Mısır İmparatorluğu yeşille gösterimiştir.
MÖ 1274 civarında Mısır ve Hitit İmparatorlukları. Kadeş, imparatorlukları ayıran sınırın üstündeki şehirdir.
Üçüncü Ara Dönem: MÖ 1069-664
Savaş masrafları, artan kuraklık, kıtlık, halk ayaklanmaları ve resmi yozlaşmalar sonucunda, Mısır yerelde yönetilen şehir devletlerine bölündü. Güneydeki Kuş Nubiya krallığından bir askeri kuvvet bu siyasi bölünmeden faydalanarak birleşik Aşağı Mısır’ı, Yukarı Mısır’ı ve Kuş’u fethetti. Kuşitler, MÖ 670 yılında Asurlular tarafından Mısır’dan çıkarıldı. Asurlular, Mısır’da kendi kendini yöneten ancak daha güçlü bir devlete haraç ödeyen bir vasal devlet kurdular.
MÖ 656’da, Mısır tekrar birleşti ve Asur kontrolünden çıktı. Ülke, MÖ 525 yılına kadar bir barış ve refah dönemi yaşadı. MÖ 525 yılında, Pers kralı Kambises Mısır hükümdarlarını mağlup ederek Pers krallığı ünvanının yanına Firavun ünvanını da aldı.
Bu konu ile ilgili diğer yazımız!
Kaynak: Khan Academy

Bu Yazıya Yorum Yapmak İster misiniz?

Bu site istenmeyen postaları azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenmek için lütfen TIKLAYIN.