Alım Gücü Nasıl Yükselir?

Alım gücünü yükseltmenin en kolay yolu, aç gözlülüğü ve fırsatçılığı bitirmektir ama bunu da en başından toplumu eğiterek yapmak gerekir. Ama bunun için çok geç…

Serbest piyasa ekonomisi denen garabeti Türkiye’ye getiren Özal, hayatının en büyük hatalarından birini yaptı. Neden mi? 

  1. Sanayici için altyapıyı hazırlamadı.
  2. Esnaf için altyapıyı hazırlamadı.
  3. Üretici için (Tarım ve hayvancılık sektörü vb.) altyapıyı hazırlamadı.
  4. Küçük esnaf için altyapıyı hazırlamadı.
  5. Toplum için altyapıyı hazırlamadı.

Damdan düşer gibi, birileri istedi diye (ki isteyen de ABD ve AB idi) tutup da ülkeye hiç tanımadığı, hiçbir bilgisinin olmadığı, rekabetin anlamını bilmeyen bir topluma, böyle garabet bir sistemi, hem de altyapısını hazırlamadan, getirirsen, olacağı buydu. 

Yıllardır bu garabet sistem yüzünden EKONOMİ bir türlü yoluna girmiyor, girmez de!

Serbest piyasa ekonomisi ilk sorun alım gücü açısından. Neden mi? Çok basit aslında.

  1. Rekabet edebilmek için kaliteli ürün üretip, rakiplerinle rekabet edeceğine, bizim sanayici, üretici ve esnaf bu rekabet işini yanlış anladı(!) ve kalitesiz malı daha pahalıya satmaya başladı.
  2. Üretimde kalitenin artması için gereken yatırımları, maliyet hesabı yaparak, erteledi ve yine aynı taktiği uyguladı. Pahalı sat. Millet alır!
  3. Bizim halkımızda bu tür akıllılara(!) sahip çıktı ve gerçekten de “pahalıysa iyidir” diyerek bu kalitesiz ama pahalı ürünleri aldı.

Peki, Serbest Piyasa Ekonomisi nedir?

Serbest piyasa ekonomisi, ekonomik faaliyetlerin tam rekabet şartları içinde serbestçe yapılabildiği, ekonomik sorunların çözümünün devletin ekonomiye müdahalesiyle değil fiyat mekanizması aracılığı ile gerçekleştirildiği ekonomi. Arz ve talebin temel belirleyici olarak kabul edildiği bu tür ekonomilerde fiyat mekanizmasının iyi işlemesi zorunludur. İdeal serbest piyasa ekonomisinde üreticilerin ve tüketicilerin pazarda aynı şartlar altında bulunduğu varsayılır. Pazara giriş ve çıkışlar sınırlandırılmamıştır. (Kaynak: Wikipedia)

Bu açıklamaya bakarsanız, 

İdeal serbest piyasa ekonomisinde üreticilerin ve tüketicilerin pazarda aynı şartlar altında bulunduğu varsayılır.

diyerek, varsayımla idare edebileceklerini düşündükleri bir ekonomi yönetimi VARSAYMAKTADIR.

Daha önce uygulanan Karma Ekonomi yönetiminde, şimdiki kadar sorun çıkmıyordu. Halkın alım gücü iyiydi. Hatırlıyorum mesela, o dönemlerde yeni emekli olmuş birisi, aldığı ikramiye ile rahatlıkla bir ev alabiliyordu. Şimdi ise evden geçtim, balkonunu bile alamıyor insanlar.

Peki, Karma Ekonomik Model nedir?

Kamu yararı ile özel teşebbüslere eşit derece önem veren iktisadi sisteme karma ekonomi denir. İlk kez İngiltere ve Fransa gibi Avrupa ülkelerinde denenen karma ekonomi, her ülkede farklı bir şekilde uygulanır. Örneğin bir ülkede kamu yararı ve istihdam ön planda tutulurken, başka bir ülkede ekonominin en önemli kısmını özel teşebbüsler oluşturur. 

Bu iktisadi sisteme karma ekonomi denmesinin nedeni sosyalizm ile kapitalizmin belli başlı özelliklerini bünyesinde barındırmasıdır. Bu sistemde devlet, sosyalizmde olduğu gibi otoriter bir konumda değildir. Özel mülkiyete izin verildiği için karma ekonomi, kapitalist sisteme daha yakındır.

Karma Ekonomi Sisteminin Özellikleri Nelerdir? 

  1. Ekonomik alanda, devletin temel görevi istihdam alanı yaratmak ve girişimcilere destek vermektir. Kâr oranı düşük olan girişimlerde, devlet girişimcilere destek fonu oluşturabilir ya da faizsiz kredi verebilir.
  2. Sosyalizme oranla karma ekonomi ile yönetilen ülkelerde devletin yaptırım gücü azdır. 
  3.  Liberalizmde olduğu gibi bu sistemlerde de serbest piyasa ekonomisinin kuralları geçerlidir.
  4. Devlet tarafından üretilen çeşitli ürünler ve sunulan hizmetler, özel teşebbüs ile birlikte piyasanın içerisinde yer alır.
  5. Karma ekonomilerde hem şehir hem de köy ekonomisini kalkındırmak amacıyla, birçok fabrika ve üretim tesisi açılır. Devlet tarafından açılan bu tesislerde, kâr amacı güdülmez.
  6. Üretim araçlarının bir kısmı devlete, bir kısmı ise özel sektöre aittir. 

Gelelim asıl konumuz olan Alım Gücü Nasıl Yükselir’e!

Sadece bir yıllık fark yukarıdaki resimde net olarak görülüyor.

Nasıl yapılıra gelince, öncelikle ASGARİ ÜCRET belasından kurtulmak gerek. Asgari ücret, adı üzerinde, asgari geçim ücretidir ve bu maaşı vermek insanlara AÇ KALIN demekle eş anlamlıdır. Hiç utanmadan neredeyse her çalışana asgari ücret vermek bir hak değildir. Tam tersi, insanlara HAKARETTİR bence. Hele de kendini geliştirmiş, okumuş, iş tecrübesi yüksek insanlara bu maaşı teklif etmek, HAKARETTEN DE KÖTÜDÜR! Hükümetlerin bunu önlemesi gerekirken, neredeyse tüm hükümetler, bir şekilde, bunu teşvik etmiştir. Kısaca şöyle diyebiliriz: Sistemsizlik bir sistem olmuş, disiplinsizlik de disiplin anlayışı! Peki, bu bahsettiğim sistemle nasıl düzeltebiliriz? Haydi bakalım…

Vergi Sistemi

Öncelikle vergi sitemine bir düzenleme getirilerek, ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) ve ÖİV (Özel İletişim Vergisi) başta olmak üzere, zamanında bir kez diye ortaya atılan vergi garabeti ortadan kaldırılır. Vergi ciroya göre değil net kara göre belirlenir ve sıkı bir denetime tabi tutulur. Bunu yapmak zordur aslında. Rüşvet, adam kayırma, eş-dost ve vergi affı gibi uygulamalarla vergi sistemi zayıflatılamaz, zayıflatılmamalıdır da! Sistemi kur, sistemi yaşat.

KDV denen illet tamamen kaldırılır. Alırken KDV, satarken KDV, üretirken KDV. nedir bu? Devlet tüm vergiyi, neredeyse, sadece bu dolaylı vergiler nedeniyle, dar gelirliden alıyor. Sanayici bir HAYIR İŞİ(!) yapıyor ve hoooopop vergi indirimi ya da tamamen muaf! Cami, okul, hastane ya da her ne yaptırıyorsa, canı gönülden teşekkür ederiz ama vergisini de verir. Vergiden kaçırmak için bunları yapmasın zaten. gerçekten hayır işlemek istiyorsa yapsın. Vergi kaçırmak için lüks araba alıyor böyle bir şey olmamalı artık, yeter! Onların tarafından bakınca, aslında, vergi sistemi bu şekilde davranmaları için onları teşvik ediyor. Vergi sistemi de düzenlenerek hem kaçak olayı hem de bu tür saçma vergi muafiyeti ortadan kaldırılabilir. Aynı zamanda, vergi kaçırana da, kendisi ya da ahbabı kim olursa olsun, ciddi hapis ve para cezaları getirilmeli ve sert bir şekilde de uygulanmalıdır.

Maaşların ASGARİ ÜCRET kadar olan miktarı VERGİDEN MUAF olmalıdır. (Bu herkese asgari ücret ver demek değildir. Herkese hak ettiği maaşı ver ama ASGARİ ÜCRET kadarı vergiden muaf olsun demektir.)

Devlet ve Özel sektör 5 yıl süreyle ürün ve hizmetlere zam yapmaz ve devlet özel sektörün zararlarına destek olur.

Kiralar Nasıl Belirlenmeli

Devlet ev sahiplerine ve dükkan sahiplerine de bu 5 yılda destek olur (vergi olarak) ve bu süre boyunca ancak gerçek enflasyon oranı kadar zam yapmalarına izin verir. Aynı zamanda, bölgelere göre kira fiyatlarını da belirleyerek, asgari ücretin 4000 küsur lira olduğu güzel ülkem de 7-8 bin lira kira olayına da bir son verilir

Ülkemizde; kira, maaş ve alışverişlerde döviz kullanımı yasaklanır. Döviz bir yatırım aracı olarak değil, turizm, ihracat ve ithalat için bir alım-satım-ödeme aracı olabilir. Tabii ki döviz büroları şimdi bana çok kızacaklar ama, yapacak bir şey yok. Ülkemin ve halkımın geleceği için böyle olmalı.

Borsa ve Döviz

Borsa denen saçmalık da, bence, kaldırılmalıdır. Çünkü tıpkı döviz gibi, spekülasyona çok açıktır ve yarar yerine zarar getiriyor. Spekülasyonlar nedeniyle iflas edenler, intihar edenler, şirket batmaları yaşanıyor ve bunu unutmamamız gerekiyor.

Tarım ve Hayvancılık

Tarım ve hayvancılık desteklenerek, yerli tohum yasağı kalkar ve neredeyse tüm dünyaya dağıttığımız yerli tohumlarımızla, eskiden olduğu gibi, buğday, nohut, pirinç, patates, ayçiçeği ve mercimek gibi ürünleri kendi tohumlarımızla üretip, dışa bağımlılıktan kurtulunur. Mazot, tıpkı yatlara olduğu gibi, ucuz verilmelidir. Aslında her şey 5 yıl boyunca düzgün giderse, akaryakıt fiyatları da düşecektir.

Asgari Ücret ve Diğer Gelirler

Maaşlar belirlenirken, öyle, Ali Cengiz Oyunlarıyla enflasyonu düşük gösterip maaşlara da ona oranla zam yapılmaz. Zaten bu sistemi uygularsak, enflasyon da  sorun olmaktan çıkacaktır 5 yıl sonunda. Ayrıca bu Asgari Ücret Tespit Komisyonu nedir yaa? Ben oyumla seni oralara getireceğim ve sen de bunun için beni cezalandıracaksın. Millet vekilleri maaşları belirlenirken de bir MV Maaş Tespit Komisyonu mu var? Bu arada MV demişken, neden 600 tane MV var? Bir MV maaşı yaklaşık 28.000 TL ama Asgari ücret 4250 TL! Ben seçeyim, sen benden çok maaş al. Bu rakama harcırah vs. dahil değil ve 2 sene MV olarak kalan birisi hoooop emekli olabiliyor. Ne güzel iş değil mi? Vatandaş da EYT mağduru olarak hakkını aramaya çalışıyor. MV sayısı 450 olmalı ve maaşları da asgari ücretin en fazla 1,5 katı olmalıdır. Bir Öğretmen, bir sağlık çalışanı, bir Polis, bir Asker, bir Hakim de MV’lerden fazla maaş almalıdır. Öyle 2 senede emeklilik de yok. Vatandaş kaç yaşında emekli oluyorsa, onların da o yaşta emekli olması lazım. Ne kadar ballı iş değil mi? Bir de dikkat ettiyseniz MV’lerin çoğu HUKUÇU, iş adamı, tüccar vs. Neredeyse hiç geliri olmayan kimse yok ve işlerine göre oldukça da yüksek gelirleri var ama hala MV olup, iş takibi koşturuyorlar. Bu arada gerçekten Ülkemiz çalışan, dürüst, namuslu MV’lerimiz de var ve onları, tabii ki, bu saydıklarımın dışında tutuyorum. Ama hala maaşlarının ve verilen hakların çok fazla olduğu konusunda ısrarcıyım.

Maaş konusuna devam edelim. Maaşlara her sene iki defa olmak üzere en az %25  ve toplamda da %50 zam yapılır ve piyasa kontrol edilir. Hatırlayanlar vardır. Eskiden sigaraların üzerinde fiyatları yazardı ve zam gelse bile, üzerinde yazan fiyattan satılırdı. Bunu da Özal kaldırdı. Fiyat küpürü sistemine tekrar dönmek, stokçuluğun bir nebze de olsa önüne geçecektir. Bunlarla birlikte, stokçular ve fırsatçılar (cezaya karşı olsam da) cezalandırılır. (Biraz korku imparatorluğu gibi oldu ama ortamı toparlamak için sert önlemler de gerekmekte. Burada İDAMDAN bahsetmiyorum :), sakın ha yanlış anlaşılmasın). Peki nasıl bir ceza yöntemi olabilir? Yüklü para cezaları, hapis cezaları, teşhir etme.

 5 yıl boyunca bu şekilde devam ettikten sonra, devlet piyasayı kontrol ederek alım gücümüzü yükseltebiliriz ama öncelikle ahlaklı olmak, dürüst olmak, ticarete hile karıştırmamak, fırsatçılık yapmamak, stokçuluk yapmamak lazım gibi bunun çok zor olduğuna inananlardanım. Çünkü toplumumuzda bu saydıklarımı ZEKİ olmakla  karıştıran milyonlar var. Ama şu üzücü haberi vermek istiyorum bu çok ZEKİ(!) insanlara! Sizler zeki değil üçkağıtçınız, fırsatçısınız, dolandırıcısınız, yalancısınız. Maalesef bu tür özellikleri düzeltmek için hiç bir eğitim sistemi yok. Bu kafa yapısı yok olmadıkça, 5 yıl değil 500 yıl da geçse, biz toparlayamayız. Ama DEVLET disiplini, DEVLET sistemi oturursa ve kuralları, yasaları, caydırıcı ve ıslah edici cezaları gerektiği gibi uygularsa, bir şansımız olduğunu biliyorum.

Sağlıcakla kalın…

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.