Bu CHP Ne Yapıyor?

Türkiye Cumhuriyeti’nin Demokrasi, Adalet ve Eşit Gelir Dağılımı için “acilen yapılması gerekenler” listesi hazırlamak gerekiyor sanırım.

Ana muhalefet partisi olarak, iktidar partisinin ne yaptığı, yapmadığı ya da nasıl yaptığı türünden eleştiriler yaparak, maalesef oy verenlerin kalbini kazanamayacaklarını anlamaları gerekiyor. Hele de halkın yoksulluk, çaresizlik ve bitmişlikle karşı karşıya kaldığı son birkaç yıl göz önüne alındığında!

Bir muhalefet partisi ne yapmalı sorusunun cevabı, artık yıllanmış ve hatta dinozorlaşmış siyasilerde değil! Ama bunun için şimdilik bir şey yapılmasına gerek yok, çünkü önümüzde çok önemli bir seçim var ve bu seçime bağlı olarak da tarihin en büyük hatasından dönme şansımızı iyi kullanmak ve vakit kaybetmemek gerekiyor.

Ana muhalefet partisinden beklenen akıllı eylemler, maalesef, gelmiyor! Türkiye’nin standart siyaset yöntemleri izleniyor ki onun modası çoktan geçti. Peki ne yapmaları gerekiyor?

CHP lideri Kemal Kılıçtaroğlu

Artık “o bunu yaptı”, bu “şunu yaptı” gibisinden eleştiriler yerine “Biz ne yapacağız?”, “biz nasıl yapacağız?” şeklinde bir politika ve propaganda sistemi kullanılmalı ki halk da gelecekle ilgili önünü görebilsin.

Kullanılacak bu politika ve propaganda yöntemlerinde ise asıl amaç yozlaşmış (maalesef hep öyleydi) politik sistemden kurtulmanın demokratik bir yolunu hayata geçirmenin yöntemlerini anlatmak, bunu halkın kafasına sokmak gerekli. Siyasiler pek farkında olmasa da “Güven çok önemli”!

Hepimizin bildiği gibi, Türkiye siyaseti, maalesef, sağ partilere ve görüşleriyle birlikte Din Tabanlı Siyasete teslim olmuş durumda. Koalisyon hariç, sol partiler maalesef iktidara gelemedi. Geldiği zaman da belirttiğim gibi, koalisyonla geldiler ki Türkiye siyasi kültüründe koalisyonlara hep şüpheyle yaklaşılmıştır. Ancak demokrasinin bir uygulanma yöntemi olan koalisyonlar zamanında Türkiye çok güzel gelişmelere de tanık olmuştur.

Sol partiler, ABD’nin KOMUNİZM korkusu nedeniyle ve Türk sağ siyasetçilerinin de desteğiyle yaptığı provaktif dayatmalarla, Türk halkına sosyalizm ve komünizmi bir öcü olarak göstermeyi başardılar. Sonuç ise ortada. Sağ partilerin en önemli iki argümanı Din ve CHP yaptı şeklinde ortaya çıkmış ve zaten cehaletin içinde ve Osmanlı döneminden kalma TEBA olma alışkanlığı nedeniyle, bu DİN ve CHP ve dolayısıyla da SOL karşıtlığı hep ön planda olmuştur. CHP’nin asıl yapması gereken, gerçekten suçluymuşçasına, bir savunma pozisyonu almak ya da yansıtma yöntemiyle, kendisine yöneltilen eleştiriler karşısında, “sen de bunu yapmıştın ama” şeklinde bir cevap verme refleksi değil, tam tersi, onlar ne derse desin, Türkiye’mizin ve dolayısıyla da Atamızın emanetinin emin ellerde olduğunu göstermek olmalıdır. Çünkü, Atamızın kurduğu, manevi olarak da hala hepimizin bağlılığını koruduğu, başına kim gelirse gelsin, Atamızın emanetine yakışır şekilde davranması gerektiği içindir.

Bu konularda ilerleyen zamanlarda başka yazılarım da olacak ama biz asıl konumuza dönelim! Bu CHP dolayısıyla KILIÇTAROĞLU ne yapıyor?

Ekonomik sıkıntılar herkesin malumu. Ekonomik sıkıntılar için çözüm yolları halka gösterilip, güvenlerini kazanmak gerekiyor. Ama bu bazı billboardlarda gördüğüm Kılıçtaroğlu vaatleriyle olacak gibi değil. Çok amatörce ve halkı düşündüğünü gösteren bir vaat değil çünkü. Lütfen vaade bakar mısınız? “Gençlerin alacağı ilk akıllı telefonlardan ÖTV alınmayacakmış”. Güya gençlere şirin görünecekler! Asıl vaat halkın, esnafın, sanayicinin en büyük sıkıntısı olan bu ÖTV denen saçma verginin hepten kaldırılması olmalıydı! Hata sadece ÖTV değil, Özel İletişim Vergisi, farklı kurumlara ayrılan payların ve milletin sırtında yük olan ve gıda ve temel ihtiyaç maddelerindeki KDV’nin de sıfırlanması gerekiyor. Ana Muhalefet partisine çok iş düşüyor.

Yoksulluk milletin sırtında bir yük olmaktan çıktı artık. Direkt olarak o yükün altında ezilen insanların olduğu bir ülke haline geldik! Buna karşı bir önlem olarak sundukları tek bir yenilik sunduklarını biliyorum. O da “Kadınlarımıza bir ödeme yapılacağı konusunda.” Bu tabii ki çok güzel bir destek olur. Özellikle kadınlarımızın ekonomik özgürlükleri olmaması, sadece kadın oldukları için çalışırken hak ettiklerini alamamaları ve dolayısıyla da ya babasının ya da kocasının eline bakıyor olmaları yolunda bir çözüm olabilir! Fakat verilecek bu yardım yoksulluğu yok edecek bir çözüm değil. Çok klişeleşmiş bir tanım var bu konuda: “İnsanlara balık vermek yerine, balık tutmayı öğretmek gerekiyor”. Harika bir yaklaşım. Bunun yerine CHP ve diğer partilerin (iktidar da dahil) insanlara balık vermeyi çok seviyorlar. Yüzeysel ve milletin ihtiyacını karşılamayacak vaatler vermeyi bırakmak gerekiyor. Somut bir vaat var mı? Benim gördüğüm kadarıyla yok! Buna ilişki somut bir yaklaşım göremezsek, CHP’nin oyu %24-25 bantlarını geçmeyecek, geçemeyecek.

İşsizlik bir diğer can yakan derdimiz. Ama son 20 yılın sonucu olarak buralara geldik! Atamızın 15 yılda yaptığı tüm fabrikaları satarak 10 yıl kadar idare eden iktidar, artık fabrika, liman, hava limanı ve çok kritik olan Telekom’u bile satarak bir yere kadar geldiler ama satacak şey kalmayınca saçma sapan, kabileden biraz hallice ve neredeyse hiç ticari ilişkimiz olmayan, kabile devletlerinden borç almaya başladılar ve bu borçlara da SWAP diyerek en azından ekonomi konusunda bilgili deneyimli olanların aklıyla alay etmeye başladılar.

Parayı betona ve asfalta gömersen ve bunu da sadece yandaşlara ve saçma ve devasa garantilerle yaparsan olacağı bu. Peki CHP ne yapıyor bunun karşısında. Herkesin bildiğini söylemeye devam ediyor: “betona para gömme”, “beşli çeteyi besleme”. Tamam güzel ama bu işi nasıl halledeceksin? Sadece “bu paraları ödemem” diyerek olmaz! Somut bir şeyler vermen gerek halka. Sadece iktidar değil, muhalefet de milletin aklıyla alay ediyor. Çıkıp desene kardeşim, şu yatırımı yapacağız! Bunları kamulaştıracağız ve şu şekilde yapacağız! Kamulaştırma iyi bir seçenek olsa da uluslararası yasalar var. Bu konuda ne yapacaksınız? Türkiye’yi uluslararası arenada mahkûm mu ettireceksiniz ya da gerçekten somut yöntemleriniz var mı?

Aslında eleştirilecek o kadar çok şey var ki sadece bir yazı ile bunu bitirmek imkânsız. Bir sonraki yazımda, anketler ve anket sonuçları ile ilgili bir yazı yayınlamayı düşünüyorum. Bunun için de bazı anket şirketleriyle görüşme yaparak, belki de sonuçları direkt olarak onlardan alarak yayınlamayı düşünüyorum. Hatta mümkün olursa, YouTube canlı yayın da yapmayı düşünüyorum. Umarım başarılı olurum.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.