Dogon Kabilesi Bilinmeyen Yıldız Sistemini Ortaya Çıkarttı

Dogon Kabilesi Bilinmeyen Yıldız Sistemini Ortaya Çıkartarak NASA’yı Utandırdı

Eğer tarihin bir parçası, modern toplum için uygun olmadığından, çıkartılıp atılsa ya da yeniden yazılsa ne olurdu? Fakat hepinizin bildiği gibi, ‘Eğer ve Ne Olurdu’ kısmı mümkün değil! Dünyanın her yerinde, bazıları hala yaşayan, şu an inanılan ve Dünya’ya gelip ışığını insanoğlunun çok azının üstüne tutmuş olan tanrıdan daha da eski olan tanrılarla ilgili hikâyeler anlatan, belgelenmiş birçok kabile var. O varlıkları Hanok’un çocukları olarak adlandırıyorlar ve uzak bir yıldızdan, özellikle de bizim Sirius olarak bildiğimiz yıldız civarından, ya da başka bir boyuttan gelen ve daha önce Dünyamızı ziyaret etmiş ya da dolaylı olarak Sümer Medeniyetinin doğumunda etkin olmuş ve muhtemelen TolteklerAntik Mısır Medeniyetleri ve Maya İmparatorluğu gibi daha dominant medeniyetleri yükseltmiş ve modern bilim adamlarını merakla düşünmeye sevk eden yapılar dikmeye muktedir, üstün varlıklar olarak tanımlıyorlar.

Dogon Kabilesi Bilinmeyen Yıldız Sistemini Ortaya Çıkartarak NASA’yı Utandırdı
Dogon Kabilesi Bilinmeyen Yıldız Sistemini Ortaya Çıkartarak NASA’yı Utandırdı
Dogon Kabilesi

Afrika’da Dogon olarak isimlendirilen antik bir kabile, tarih kayıt edilmeye başlamadan öncesinde geçen ‘kara kız kardeşler’ isimli bir hikâyeden bahsediyorlar! Kabile, yakınlardaki bir yıldız sistemi ve onun hassas işleyişi konusunda engin bilgiye sahiptir. Bu yıldız, bizim şimdi Sirius ve onun gizemli arkadaşı olarak bildiğimiz yıldızdır ve aslında bahsi geçen hikâyenin döneminden çok daha sonra keşfedilmiştir.

1844 yılında Alman Astronom Friedrich Bessel Sirius’un garip davranışlar gösteren rüzgârını yakaladı ve araştırmaya karar verdi.

Öncelikle Bessel Sirius’un kendine özgü bir yol izlediğini keşfetti fakat neden olduğunu belirleyemedi! Sadece ona yakın bir yerlerde, daha küçük boyutu olan ve onun yörüngesini etkileyen başka bir cisim olduğunun farkına vardı. Asıl nokta ise bu nesnenin görünmez olmasının gizemini koruduğu gerçeğidir.

Gelecekteki astronomlar bu görünmez cismin, bizim şimdi Sirius B olarak bildiğimiz cisim olduğunu daha sonra anlayabileceklerdi. Görünmez olarak kalmıştır çünkü bu dejenere olmuş bir cücedirCüce ise;

boyut ya da hacim olarak, bir gezegen veya cismin ondan daha yoğun bir kütlesi olması anlamına gelir. Ya da Uluslararası Astronomi Birliği’ne (IAU) göre; Cüce Gezegeni Güneş yörüngesinde olan ve kütle çekimi tarafından kontrol edilebilecek kadar yeterli kütleye sahip olan, ancak bir gezegenin aksine diğer gök cisimlerinin yörüngesinde bulunmayan gök cismi olarak tanımlanır.

Dogonların ya da Antik Mısırlıların 5000 yıldan fazla bir süre önce bildiği şeyleri, modern bilim ve cihazlar onlarca yıl önce keşfedebildi. Zamanın farklı dönemlerinden ve yerkürenin farklı yerlerinden antik topluluklar bizim son yıllarda sahip olduğumuz gelişmiş bilgilerle anlayabildiğimiz astronomik bilgileri, onların bizden binlerce yıl önce biliyor olması biraz akıl karıştırıcı değil mi?

Modern bilim Sirius’un çok da uzak olmadığını ve sürekli bizim Güneş Sistemimize yakın hareket ettiğini belirlemiştir ve bu da zaman geçtikçe daha parlak ve daha görülebilir olacağı anlamına geliyor. Antik İnsanların tatil zamanlarını ya da mevsimleri belirlemede ve hatta karaları ve suyu bulmak için bir pusula gibi kullandıkları bilgilerine baktığımızda, Sirius’u çıplak gözle görebildiklerini anlayabiliyoruz.

Fakat Dogon Kabilesi bu yıldız sistemiyle ilgili çok geniş ve çok özel bir bilgiye sahiplerdi ve şu an kesinlikle hakkında bilgi sahibi olmadığımız ve Sirius Yıldız Sisteminde bulunan Emme YA isimli üçüncü bir yıldız olduğundan bahsederler.

Tüm bu şaşırtıcı gerçekler, birçoklarının tarihin belirli bir noktasının silindiğine ya da zaman içinde yöneticiler (siyasi idareler) tarafından vahşi bir şekilde değiştirildiğine inanmasını sağlıyor. Geçmiş tarihte (3000 yıl veya daha öncesinde/sonrasında), bazı noktalarda, yer kürenin her bir bölgesi totaliter yönetim altında olmuştur! Yani ne kadar çok bilginin yönetimlerin çıkarlarına bağlı olarak düzenlenmiş ya da yok edilmiş olduğunu hayal edebilirsiniz.

Romalılar, temel olarak, Etrüsk Dönemi ile ilgili bilgileri yok ettiler ve Kartacalılar gibi yok ettikleri büyük kültürler hakkında çok da iyi niyetli olmayan yalanlar İCAT ETTİLER!

Napolyon, tek başınayken bir Mısır Piramidinin içinde korku dolu anlar yaşadı ve Büyük İskender’in kütüphanesini yakmaya, gelişmiş Dünya Dışı Irklarca yönlendirilen muhteşem ve başarılı bir uygarlık olan Babillerle ilgili, değerli bilgi ve çizimleri yerle bir etmeye karar verdi.

Tarih, modern okullarda ya da temelde çoğunlukla (barış dolu zamanların sıklıkla altının çizildiği), çelişkilere dayalı belgesellere öğrenildi. Fakat insan ırkının geleceği bir gün binlerce yıl önceki Antik Uygarlıkların bizlere anlatmaya çalıştıkları şeye bağlı olabilir!

Kaynak: UFOHOLIC

Video Kaynak: İlhan Yılmam

Çeviri: Şeref Kaplan – UFO Dünyası

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.