Rusya – Ukrayna Krizinde Türkiye Olarak Tarafımız Ne Olmalı?

Öncelikle, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk‘ün “Yurtta Sulh, Dünyada Sulh” sözünden hareketle ve 2002 yılına kadar uygulanan (eksikleri olsa da) tarafsızlık politikasını takip etmeliydi. Türkiye bir zamanlar hem siyasi anlamda hem de ordusu anlamında, dünyanın sayılı ülkelerinden biriydi. Ama maalesef artık öyle değil! Nedenlerine girmeyeceğim, çünkü herkes biliyor ama bilmezden geliyor sadece. Nedeni hem korku hem de kısaca “bana necilik”!

Son 20 yılda hem iç hem de dış siyaset çok yozlaştı. Deneyimli diplomatların yerini liyakatsiz ve basiretsiz, sözüm ona, diplomatlar aldı. Dolayısıyla da yerleşik, planlı, stratejisi oluşturulmuş bir dış politikamız yok artık.

Arabuluculuk falan yaparak, dış siyasette ilerleme kaydedilemez. Yapılması gerekende çok geç kaldık zaten de deneyimli diplomatlar olsaydı, şimdi bile bu krizden en az zararla çıkabilirdik. Bir ülke bir savaş ya da krizde taraf tutarsa, o savaş ya da krizin sonucunda en büyük yarayı alabilir dış siyaset, ekonomi ve daha birçok etkende kaybeden taraf oluruz.

Türkiye 2021 yılında 8,1 milyon ton buğday ithalatı yaptı. Bunun yüzde 78’ini Rusya’dan, yüzde 12’sini de Ukrayna’dan yaptı. Yani toplamda yüzde 90’ını buradan aldı.

En çok İthalat yaptığımız ve  bile isteye yapılmış birçok hata ve uygulama nedeniyle tarım ve hayvancılığın bitme noktasına geldiği günümüzde, Buğdayın %88 ve Ayçiçek yağının da %12‘si Rusya‘dan ithal ediliyor. Ama bizim dış politikamız da gidip Ukrayna yanında yer almaya çalışıyor.

2020-2021 sezonunda ayçiçeği ithalatının yüzde 50,6’sı Rusya’dan, yüzde 14,6’sı ise Ukrayna’dan gerçekleştirildi. Türkiye, 2021 itibarıyla 668 bin ton ayçiçeği tohumu ve 820 bin ton ayçiçeği ham yağı ithal etti

Hiç kimsenin tarafını tutamayız. Türkiye olarak böyle bir lüksümüz yok. Son 20 yılda, neredeyse, tamamen dışa bağımlı hale getirildiğimiz için, “ben seni tutuyorum” deme lüksümüz yok.

Tarafsız ve deneyimli ve liyakatli diplomatlarla uygulanacak bir dış politika bizim tek şansımız.

Devletlerin dostu ya da düşmanı olmaz. Devlet soyut bir kavramdır ve o devletin menfaati doğrultusunda, planlı bir stratejiyle uygulanacak dış politikaya ihtiyacımız var. 

Ben seni sevmiyorum” diyemeyiz! “Ben sana küstüm” de diyemeyiz! Diplomaside “Sokak ağzıyla” konuşup, birilerine bağıramayız! Hem dış siyasette hem de iç siyasette yazılı olmayan kurallar vardır. Bunlara da, maalesef Arapça kökenli bir kelime ile “TEAMÜL” diyoruz. Bunun yerine “GELENEK” diyebiliriz. Yazılı olmayan kurallara, iç ve dış siyasette GELENEK denir! Çok da güzel oldu aslında 😀

Neyse konuyu yine dağıttım. Konuya dönelim:

  1. Türkiye Tarafsız Kalmalıdır!
  2. Arabuluculuk görevini de tecrübeli ve liyakatli diplomatlarla yapmalıdır.
  3. “Benden başka kimse bilmez” mantığı(!) ve yönteminden(!) vaz geçilmelidir.

Başka bir şansımız yok maalesef. Hem RusyaUkrayna Krizinde, hem de genel olarak dış politikada!

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.