Schumann Rezonansı ve Dünyamıza Etkileri

Schumann Rezonansı (SR) nedir?

Neden böyle bir isim verilmiştir?

Bizlere etkisi nedir?

Bu etkiler tarihte meydana gelmiş midir?

Schumann rezonansı, 1952’de fizikçi Winfried Otto Schumann tarafından açıklanan, yeryüzü ile iyonosfer tabakası arasında meydana gelen doğal titreşime verilen isimdir. Küresel elektro manyetik bir alanın oluşması ve bu alan bünyesindeki titreşimsel veriye ilişkindir.

Güneşten gelen ışınlar, yıldırım ve buna benzer elektrik akımları ile yeryüzüne aktarılan, atmosfer içerisinde bulunan elektiriksel güç ile tetiklenen enerjiye bağlı titreşim. Schumann rezonans alanının frekansı 7.8314.320.827.333.8 hertz aralıklarına sahiptir. Yani yeryüzü ile iyonosfer tabakası arasındaki boşluk7.814.320.827.3 ve 33.8 Hz aralıklarında titreşen elektro manyetik alanlar halindedir.

Kaynak: Wikipedia

Schumann Rezonansını kısaca tarif edersek; Yeryüzü ile İyonosfer tabakası arasındaki boşluğun Doğal titreşimidir. Ortalama 7.8 Hz. olan Schumann Rezonansı Manyetik Alan Frekenası, 1980 yılından itibaren artmaya başlamış ve 12 Hz‘in üzerine çıkmaya başlamıştır. Frekans normal seyrederken (7.8 Hz) 1 günü tam 24 saat olarak algılıyorduk. Ancak değerler yükselmeye başladıkça günler kısalmaya başladı ama bizim algımız, maalesef, değişmedi. iYani 12 Hz olduğunda 1günü yaklaşık 16 – 17 saat gibi yaşayacağız ama 24 saatmiş gibi algılayacağız. Bu olayı şöyle bir örnekle açıklayabiliriz:

Büyük bir yapının içinde olduğumuzu varsayarsak ve o içinde olduğumuz yapıyı belli bir oranda küçültürsek aynı oranda içindekilerde küçülücektir bu sebepten zamanın akışını algılamak değişsin veya değişmesin yine standart olucaktır.

Bu da insanlar da dahil tüm canlıların yaşamını bir şekilde etkilemektedir. Ama asıl önemli etkiler meteorolojik olarak meydana gelebilmektedir. Örnek verecek olursak, saniyede 1000‘nin üstünde olan Yıldırım ve Şimşek çakmalarının, saniyede 2000‘e çıktığı tespit edilmiştir.

Ayrıca, 21.Aralık.2012‘de dünyanın sonunun geleceğine inanan bazı gruplar, bu etkinin o dönemlerde bekledikleri dünyanın sonu teorilerini desteklemek için de kullandılar. Fakat böyle birşeyin olmayacağına inanan bir grup daha vardı! Benim de dahil olduğum bu grup, dünyanın yok olması yerine yeni bir çağa gireceğine inanıyordu. Bence o çağa girdik ve bu giriş süreci de devam etmekte. Kanıtlarını da dünyamızda artarak devam eden savaşlarekonomik yıkıntılarmeteorolojik olaylarvolkanlar da dahil olmak üzere sismik olaylarda görebiliriz.

2012‘de dünyanın sonu gelmedi ama o dönemde yaptığım bazı araştırmalarda Schumann Rezonansında artan frekansın birçok etkileri olacağından bahsedilmişti. Fakat beni en çok etkileyen ise, o dönemde okuduğum bir yazıydı. Yazıda bu olayın tarihte birkaç kez tekrarlandığı yazıyordu. En büyük özelliği ise bu etkiler sonucu (frekans yükselmesidünyanın dönüşünü durduracağı, 3 gün süreyle durağan kalacağı ve 3 gün sonra da tersi yönde dönmeye başlayacağı şeklindeydi!

Çok korkunç bir olay gibi gelmişti bana. Fakat aklıma tarihten bir olay geldi. İncil‘de (Yeni Ahitİsa‘nın çarmıha gerilmesi ve akabinde çarmıhtaki ölümü sırasında bazı sıra dışı olaylardan bahsediyor. İsa çarmıha gerilirken bazı doğa olayları oluyor. İncil‘de net olarak yazmasa da deprem veya benzeri bir olay oluyor. Tapınaktaen kutsal yerde bulunan PERDE yırtılıyor. Çarmıhta öldüğünde ise 3 saat süreyle karanlık oluyor! İsa 3. gün diriliyor. Acaba burada bahsedilen 3 saat3 gün olabilir mi? Çünkü tarihe, özellikle de antik tarihe, baktığımızda bazı kavramların şimdiki zamanla çok da aynı olmadığını görebiliyoruz! Sanırım anlatılanlar biraz da tarihten alıntılanmış gibi! Zaten dinlerin de birbirlerinden ve önceki toplumlardan etkilendikleri düşünülürse çok normal.

Peki dünyanın üç gün süreyle durmasından sonra ne olacak? O yazıda dünyanın ters yönde dönmeye başlayacağını belirtiyordu. Bu da hemen İslami kaynaklarda bulunan kıyamet alametlerinden “Güneşin Batı’dan Doğup, Doğu’dan Batması” olayını aklıma getirdi. Hani yukarıda bu olayın tarihte birkaç kez tekrarlandığından bahsetmiştim ya! İşte bu olay da sanki antik medeniyetlerden alıntı gibi duruyor.

Aslına bakarsanız Gregg Braden‘ın Sıfır Noktasına Uyanış: Kollektif İnisiasyon (Awakening to Zero Point: The Collective Initiation) kitabı bu konuda biraz aydınlatıcı oluyor. Özellikle bu konudaki kaynak sıkıntısı düşünüldüğünde! Kitabın Türkçe çevirisi var mı bilmiyorum ama ben internetten bulduğum İngilizce orijinalinden alıntılar yaptım. Sizlerin de okumasını öneririm.

Size de sanki zaman hızlanmış gibi geliyor mu? Yoğun ve canlı rüya aktivitesi dönemleri ile “kara delik” uyku dönemlerinizi dikkate aldığınız zaman, uyku düzeninizde ve rüyalarınızda bir değişiklik yaşıyor musunuz?

Duygularınız ve ilişkileriniz hassaslaştı mı? DE-JA-VU artık sıradan bir olay gibi mi geliyor? Sanki bir şekilde daha önce bu olayı yaşadım der gibi olduğumuz, bazı şeylerin şimdi farklı olduğunu düşündürecek belirsiz duygulardan ne haber? Tıpkı benim gibi, sen de, bunun sadece bir hayal olmadığını keşfedeceksin!

Yalnız değilsin! Bu tür deneyimler için çok gerçek nedenler var. Çeşitli kaynaklardan derlenen bu kanıtların psikolojik ve jeofiziksel bileşenleri vardır. Bunun anlamı ise, Dünya‘nın bedenindeki değişiklikler bizlerin bedenlerini de etkiliyor. Çünkü gerçekte iki beden de hassas bir şekilde birbirlerine bağlıdır. Aslında o kadar hassas ki, ancak birçok türün hayatının içindeki ya da doğum döngüsündeki gelgitlerin zamanlarında ya da dolunayda veya son zamanlarda keşfedilen manyetitteinsanlar da dâhil memelilerin ve kuşların beyinlerinde bolca bulunan ve Dünya’nın manyetik alanına cevap veren ve o alana göre kendisini adapte edebilen özel bir beyin hücresinde görene kadar, çoğunlukla bu ‘bağdan’ habersizdir.

ManyetitSpinal yapısındaki ferrimanyetikFe3O4 formülüyle gösterilen demir mineralidir. Ferro-ferrik oksit olarak da bilinen manyetit ayrıca demir 2-3 oksit olarak da adlandırılır. Kimyasal formülü FeO.Fe2O3 şeklinde de yazılmaktadır – Wikipedia

Yuvasına dönen güvercinlere yol gösteren, deniz canlılarının göç yollarını yöneten bu sistem, bazı insanların ve birçok hayvanın depremden önce çok fazla hassaslaşmasının (sismik olaylardan günler ya da saatler önce belirli manyetik alanlardaki bölgesel farklılıkları ya da değişimleri hissediyorlar) ve koyunların otlakların kenarında sıraya dizilip oturmalarının nedeninin, Dünya’nın doğal manyetik güç çizgileri olduğunu anlamamız için manyetit bir anahtar olabilir. Yani bizler adapte olduk ve bizler etkilendikDünya‘nın içinde olup da bizleri etkileyen değişiklikler neler?

İnsan standartlarına göre, bu olaylar oldukça uzun zaman dalgaları içinde meydana gelen döngülerdir. Bu olaylar hakkında, çoğunlukla habersiz olmamızın nedenlerinden birisi bu olabilir. Jeolojik kayıtlarımızdaki bu döngülerin geride bıraktıkları ipuçlarını görebilmenin en iyi yolu, Dünya’nın içerisinde sakladığı kitaptır. Bu döngüleri nasıl okuyacağımız ya da anlamları konusunda bilim biraz bilgi sahibidir. Bu bilgi, daha önce bu döngüleri deneyimlemiş, daha önceki kültürlerin kayıtlarında olabilir. Bu nefes kesici araştırma, iki kaydı ve eğer haklıysa resimlerin parçalarını bir araya getiren ve onları ilişkilendiren Gregg Braden tarafından yapılmıştır. Braden’ın kariyer geçmişi ve kişisel deneyimlerine baktığımızda, bu yeni kanıtın kabullenilmesi ve farkındalığı ile ilgili yapılacak çok şey olduğu açıktır. Eski bir bilgisayar sistem tasarımcısı ve jeolog olması, onun bu jeolojik kayıtlardaki jeofizik döngülerin kanıtını anlamasına yardımcı oluyor. Erken yaşlarda yaşadığı iki ölümden dönme deneyimi ve dünya çapında kutsal yerlerde tur rehberi olarak geçirdiği yıllar; onu tapınakları, yazıtları, mitleri ve değişik antik kültürlerin geleneklerini araştırmaya yöneltmiştir.

Braden sadece geçmiş kültürlerin bu döngülerden edindikleri ve miras bıraktıkları kayıtları ve deneyimleri keşfetmemiş! Onların bu deneyimleri daha yüksek bir bilinç düzeyine daha kolay ulaşmak için kullanışlı bulduklarını da keşfetmiş. Her iki döngü arasında tasarlayıp inşa ettikleri tapınaklar ya da kullandıkları doğal alanlar, aynı jeofizik ve döngüsel şartlar, günümüz Dünya’sında yaşanan geçişle aynı noktadadır. Bu noktayı ‘Çağların Kayması’ (The Shift of the Ages) olarak adlandırdılar. Dahası, bizlere ne yapacağımızın talimatlarını bile bıraktılar.

Jeofizik Durum 1

Dünya’nın Yükselen Temel Frekansı, Dünya’nın Arka Plan Frekansı ya da Dünya’nın ‘kalp atışları’ (Schumann Rezonansı [SR]) dramatik şekilde yükseliyor. Coğrafik bölgelere göre farklılık göstermesine rağmen, on yıllardır yapılan ölçümlere göre, genel ölçüm sonucu saniyede 7.8 devirdir.

Bir zamanlar bunun sabit olduğu düşünülüyordu ve küresel askeri haberleşme sistemi bu frekansa göre geliştirildi. Son zamanlardaki raporlara göre ise oran 8.6 ve yükselmeye devam ediyor. Bilim bunun neden veya nasıl olduğunu bilmiyor! Braden, bu konuda Rus ve Norveçli araştırmacılar tarafından derlenmiş veriler bulmuş ki bu veriler A.B.D.’de geniş bir şekilde yer bulamamıştır. (SR konusundaki tek bilgi Seattle Kütüphanesi referans bölümünde bulunmuştur ki bu da hava olaylarıyla bağlantılıdır. Bilim SR’yi sıcaklık değişikliklerinin ve dünya çapında hava durumlarını hassas göstergesi olarak kabul eder. Braden son yıllarda meydana gelen şiddetli fırtınalar, seller ve hava olaylarını, dalgalanan bu SR değerleri nedeniyle olabileceğini düşünmektedir.)

Jeofizik Durum 2: Dünya’nın Azalan Manyetik Alanı

Dünya’nın ‘nabzı’ yükselirken, diğer taraftan manyetik alan gücü azalıyor. New Mexico Üniversitesinden Prof. Bannerjee’ye göre, son 4000 yılda Dünya Manyetik Alan yoğunluğunu yarı yarıya kaybetmiştir. Ve Manyetik Kutbun Ters Dönmesinin öncelikli nedeni, bu alan gücüdür ve Prof. Bannerjee bunun başka bir ters dönme nedeniyle olduğuna inanmaktadır. Braden, bu döngüsel Kutup Kaymasının ters dönmeyle ilişkisi olduğuna ve Dünya’nın jeolojik kayıtlarının da tarihte daha önce böyle bir Kutup Kayması olduğuna işaret ettiğine ve yeterli zaman çizelge göstergesi dâhilinde, bunlardan oldukça fazla olduğuna inanıyor.

Dünya Geçmişinin Kitabı

Jeolojik bir kayıt, olayların günlük tortu kayıtlarının tutulduğu kocaman bir kitap gibidir. Manyetik ters dönme deniz tabanının yayılan sırtlarında izler bırakır; lavın soğuyup katılaşmaya başlamasıyla, birden eriyen kayaların demir partikülleri kuzeye doğru hizalanır. Bugün, çekirdek örnekleri aracılığıyla Kuzeye doğru manyetik yönelimin 180 derecelik periyodlarla değiştiğini okuyabiliriz. 76 milyon yıldan fazla bir zaman döneminde 171 ters dönme tespit edilmiştir ve bunların 9 tanesi geçen 4 milyonda gerçekleşmiştir.

Braden: “Şüphelerime göre, Dünya’nın manyetik alanı neredeyse Sıfır Noktasına kadar zayıfladığında, manyetik ters dönmeler çok hızlı bir şekilde ortaya çıkıyor ve daha sonra ise yavaş bir şekilde yükseliyor.” diyor.

Geo-Monitor haber Bülteni editörü Vince Migliore: “Günümüzden çok kısa bir süre sonra ya da binlerce yıl içerisinde gerçekleşebilir. Jeolojik kayıtlara bakarak kesin tarihi belirlemek imkânsız. Fakat en son jeolojik geçmişinde hassaslığında dalgalanmalar olduğu bilinen Dünya’nın manyetik alanı, tarihsel olarak ne ise şimdi de sadece onun bir bölümüdür.” diyor. 10 üzerinden ortalaması 5 olsa, şu anki değeri nedir diye sordum! Cevap; 1,5! Bilim adamları etkilerin ne olacağını biliyorlar mı? Migliore’ye göre; ortak düşünce, manyetik kutupların değişiminin olağanüstü bir fenomen olduğu yönünde. Pusulalardan elde edilen ve Manyetik Kuzeyden 15 ile 20 derece arasında sapmaların bildirildiği birçok manyetik anomali raporu var. Braden sıra dışı manyetik alanlar ve frekanslar sergileyen birçok antik tapınakta ölçüm yapmış. Rivayetler ortak aslında: 1800’lü yıllardan günümüze kadar, insanlar zil çınlama ve uğultular duyduklarını, garip parıltılar ve megalitik dikilitaşlardan ve Büyük Piramitten gelen kıvılcımlar gördüklerini bildiriyorlar.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.